Embed

Hayânın Önemi

 

 

Günümüzde bizler, en az ilim kadar edep ve hayâya muhtacız. Zira en büyük ilim, Cenâb-ı Hakk’a ve halka karşı edep ve hayâ içinde muamele etmektir.

Hayâ ne kadar kiymetli ise hayâsızlık da o kadar kötüdür. Bu konuda Allah Resûlü (s.a.v) şöyle buyurur:
“Hayâ imandandır. İman (sahibi) ise cennettedir. Hayâsızlik (ve bundan kaynaklanan kabalıklar, çirkin ve kinci sözler) cefadan (eziyet, zulüm, haksızlıktan) bir parçadır. Cefa (eden de) cehennemdedir.” 245

Hayâ imandan geldiği gibi, hayâsızlık da imansızlıktan gelir. Hayâ ile iman kardeştirler. Hayânın olduğu yerde iman var demektir. Hayâ yoksa iman da yok demektir. Veya çok zayıf bir imandır ki insanı utanmaktan ve günahlardan korkup kaçmaktan koruyamıyor. Onun için, “Hayâ etmiyorsan, istediğini yap”246 denilmiştir.

Aslında bu çok büyük bir tehdittir.
Bu hadis-i şerifler hayânın önemini gayet açık bir şekilde dile getirmekte ve bizleri hayâlı olmaya davet etmektedir. Resûlullah Efendimiz (s.a.v) hayâ hususunda fazla utangaç olmaması için kardeşine öğüt veren ensardan bir adamın yanına uğradığında şöyle buyurdular:
“Bırak onu, şüphesiz hayâ imandandır.”247

“İman yetmiş küsur şubedir. Ve hayâ da imandan bir şubedir.” 248

Evet, imanın yetmiş küsur bölümü ve mertebesi vardır. İşte hayâ da imanın şube ve mertebelerinden son derece lüzumlu bir şube ve son derece yüce bir mertebedir.

Araplar, “Kişinin ahlâkını sorma, yüzüne bak sana haber versin” derler.

Ömer b. Selâm bir şiirinde şöyle diyor: “Kişinin ahlâkını sorma, çünkü onun yüzünde, onun kişiliğini gösteren, kişiliğinden haber veren bir şahit vardır.” 245 Burada şahit, hayâ ve utanmadır.

Fahr-i Âlem Efendimiz (s.a.v), “Hayâ ile Sükut, iman ağacının iki dalı, kötü söz ile anlatma ise, bozuculuğun iki dalıdır”250 buyurmuştur.

Diğer bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Hayâ ile iman braberdirler, biri gidince diğeri onu takip eder.” 211

İbn Ata (k.s) şöyle derdi: “En büyük ilim heybet ve hayâdır. Bir kimsenin kalbinden heybet ve hayâ duygusu gitti mi artık onda hayır kalmaz.” 252

Büyüklerden Ebû Bekir el-Kettânî (k.s) şöyle demiştir: “İbadet yetmiş iki bölümdür. Onların yetmiş biri Allah Tealâ’dan hayâ etmek, diğer kalanı da bütün iyiliklerdir” 253

Ebû Bekir el-Vâsıtî de (k.s) şöyle demiştir: “Utanan kişinin alnından dökülen terler, ondaki faziletin eseridir.” 254

İbn Hibbân (rah) der ki: “Hayâ, insan ile kötü olan şeyler arasında bir perdedir. Hayâ, kötü ve beğenilmeyen şeylerin en güzel ilâcıdır. Ancak hayâ gidince, artık onların ilâcı kalmaz.”

Lokman Hekim, oğluna nasihat ederek şöyle demiştir: “Oğlum! Nefsinin yapmanı istediği herhangi bir işi, insanların karşısına çıkardığında onlardan utanacaksan bunu kalbinden çıkar. Allah Teâlâ kendisinden utanılmaya en lâyık olandir.”

Serî es-Sakatî (k.s) der ki: “Hayâ ve üns (kalp huzuru) kalbin kapısını çalarlar, eğer orada zühd ve takvâ varsa içeriye girer, yoksa geçip giderler.” 255

Yahya b. Muâz (k.s) şöyle demiştir: Ïbadet ve taat halinde iken Allah’tan hayâ eden bir kimse, bir günaha düştüğünde de Allah ona azap etmekten hayâ eder.” 256

Sâlih zatlardan biri der ki: “Allah Teâlâ kalplere bazı cezalar verir. Allah hiçbir kalbi, ondan hayâyı çekip almaktan daha şiddetli bir ceza ile cezalandırmamıştır. Kalbinden hayâ duygusu gitmiş olan bir kimse, çirkin bir iş yapacağı zaman, onu bu işten alıkoyacak bir mani kalmamıştir.”

Selâm b. Abdullah el-Bâhilî (k.s) der ki: “Hayâ, kiymetli bir güzellik elbisesidir. Bu elbiseyi giyen kimse, çok yüksek mertebelere kavuşur.”

245 Tirmizî, Birr, 65; ibn Mâce, Zühd, 17 (nr. 4184); Beyhakî, 5uabü’l-imân, nr. 7707; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, nr. 12706; ibn Hibbân, es-Sahîh, nr. 608; Münzirî, et-Tergîb ve’t-Terhîb, 3/380 (nr. 3889); Tebrîzî, Mişkâtü’I-Mesâbih, nr. 5076; ibn Ebü’d-Dünya, Mekàrimü7-Ahlâk, nr. 72.
246 Buhâd, Edeb, 78.
247 Buhârî, imân, 16, Edeb, 77; Müslim, imân, 12 (nr. 59); Ebû Davud, Edeb, 6 (nr. 4796); Mâlik, Muvatta, Hüsnü’1-Hulk, 2 (nr. 9); ibn Mâce, Mukaddime, 9 (nr. 58); Beyhakî, 5uabü’l-imân, nr. 7701; ibn Hibbân, es-Sahîh, nr. 610; Münzirî, et-Tergîb ve’t-TerhÎb, 3/379 (nr. 3886); Tebrizî, MiŞkâtü’I-Mesâbih, nr. 5069.
248 Müslim, imân, 12 (nr. 57).
249 Mâverdî, Edebü’d-Dünyâ ved-Dîn, s. 353.
250 Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 5/269.
251 Tebrîzî, Mişkâtü7-Mesâbih, nr. 5093; Münzirî, et-Tergib vet-Terhîb, 3/382 (nr. 3985).
252 Kuşeyrî, Risâle, s. 215; Sühreverdî, Avârifül-Maârif, s. 516; Gazâlî, Ravzatü’t-Tâlibîn, s. 45.
253 Şa’rânî, Tabakatü7-Kübrâ, 1/110.
254 Kuşeyrî, Risâle, s. 218.
255 Beyhakî, 5uabül-İmân, nr. 7746; Kuşeyrî, Risâle, s. 215; Sühreverdi, Avârifü’I-Maârif, s. 515; Yâfiî, Ne5rü’I-Mehâsin, s. 201.
256 Kuşeyrî, Risâle, s. 217.

 Edep Ya Hu 2  Siraceddin Önlüer

 

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!